Labels

Showing posts with label Muzik. Show all posts
Showing posts with label Muzik. Show all posts

Friday, June 1, 2012

Iyi, kotu ve Cirkin


Hic merak ettiniz mi, 60'larin meshur spaghetti western'i Clint Eastwood'u meshur eden muthis film'in unutulmaz melodisinin nasil icra edildigini?
Yasi 40'in altinda olanlar belki hatirlamayabilir, ama bizim nesil, bu film ve muzigiyle cok kovboy'culuk oynamistik.!!


Friday, May 11, 2012


Sanat, Politika ve Fazil Say..

“Vatan yahut Silistire” degilmiydi gencligi atesleyen ve o genclik degilmiydi Mustafa Kemal’le birlikte vatani kurtaran. Bu acidan bakildiginda Tevfik Fikret’in, Ziya Pasa’nin Namik Kemal’in katkilari unutulur mu kutsal isyanimiz olan Anadolu Ihtilalinde? Bu acidan bakildiginda sanatcilari hayatin icinden, gundemden soyutlayabilirmisiniz?

Tarih boyunca gelmis en buyuk cellist Pablo Casals (1876-1973) ki ayni zamanda Mstislav Rostropovich’in (Bir baska Cello Virtuozu) babasinin da hocasidir. Franko rejimini protesto ederek ulkesini terk etmis, ve ancak olumunden 6 yil sonra, cesedi, Franko’nun olumunu takiben, 1979’da  ulkesine getirlimistir.


Nazim Hikmet hala Rusya’da..!

Mstislav Rostropovich, uzun yillar Sovyet Rejimine karsi mucadele etmis, 1970’de Alexandr Solzhenitsyn’e evini acip rejim’den gizlemis ve kacmasini kolaylastirmis daha sonra da rejimi protesto ederek 1974’de ulkesini terk etmis ve Amerika’ya yerlesmistir. 1978’de Sovyet vatandasligindan  cikarilmistir. 1990’da Berlin Duvari onunde dogaclama olarak verdigi konser ve konser sonrasi geliserek  duvarin yikilmasiyla sonuclanan toplumsal infial dunyada buyuk ses getirmis ve 1991 de Rus vatandasligi iade edilmistir. Boris Yeltsin’i desteklemis ve 1993 krizinde, silahini cekip Kremline cikarak, Yeltsin’in arkasinda Tanklara karsi gelmistir.




Rostrpovich - Berlin Duvari Onunde Dogaclama Konser

Ve simdi de bir baska degerli sanatci; dunyaca unlu sanatcimiz, besteci ve yorumcu Fazil Say bu yolda vatanindan ayrilacak. Bu isler boyle..! Sarkicilar, calgicilar rejimden nemalanip goygoyculuk yaparken sanatcilar terk ediyor.


Fazil Sayi'in performansini Japonlarin nasil hayranlikla izledigine  ve onu nasil takdir ettiklerine bakarmisiniz.!!

Gene Namik Kemal’den bir dortlukle bitirelim…

Sipihrin bahtını ikbalini hep pay-mal ettim                     
Hamiyyet meslekinde terk-i evlad ü iyal ettim
Hayatimdan muazzezken vatandan infisal ettim
Sebat ü azme hail bir deni dünya mı kalmıştır

Felegin bana sundugu butun gelecegi ayaklar altina aldim
Memleket ugruna cocuklarimi biraktim
Hayatimdan degerliyken vatandan ayrildim
Sebat ettigim azmim’e engel olcak bu alcak dunya mi kalmistir

Friday, March 23, 2012

Bir ask hikayesi, 3 sarki, 2 intihar…

Luigi Tenco’yu “Ho Capito che ti amo” (Anladim ki seni seviyorum) isimli sarkisiyla tanidigimda daha cocuktum. Sonra ne oldu bilmem, unutuldu gitti..
Meger bu sarkisiyla, Dalida’ya olan askini anlatirmis.! Belki de yazilmis en guzel ask sarkilarindan biridir…

Ho Capito Che Ti Amo



Sevgisi karsiliksiz kalmaz ve evlenmeye karar verirler, bu kararlarini aciklamalarina gunler kalmisken, San Remo festivali gelip catar. Cevresinin de etkisiyle, gonulsuz olarak yarismaya katilma karari alir. Sarkisi “Ciao Amore” (Elveda Sevgilim’i) Dalida ile birlikte seslendirirler.

Ciao Amore



Juri, Tenco’yu eler ve finale kalamaz. Ertesi sabah otel odasinda Tenco’nun cesedi bulunur; tabancayla intihar etmistir.
Bunalima giren Dalida birkac gun sonra basarisiz bir intihar girisimi yapacak ama 1 hafta komada kaldiktan sonra kurtarilacaktir.

Dalida’yi da hep Gigi L’Amoroso sarkisiyla hatirlarim. Bir Napoli kenar mahallesindeki kalp hirsizi, ama kendisi kalpsiz sarkici Gi-gi (Giuseppe)yi ve ona asik, mahallenin butun hanimlarini anlatan, daha sonra Gi-gi’nin bir zengin Amerikali kadinin pesinden Hollywood’a gitmesiyle yasa burunen mahallenin hikayesi..

Gi-gi Amerika’da yapamaz, bir muddet sonra geri doner. Donusu ne buyuk bir mutluluktur Noter’in, Firinci’nin ve Komiser’in esleri icin.
Sarki’nin orijinal (Italyanca) klibi asagida bulacaksiniz. Ancak Ispanyolca klibi bir operet lezzetinde.


Gigi

Italyanca..


Ispanyolca..

Bu sarki’nin aranjmanini yapan Mehmet Teoman’in sozleri ise Dalida’nin omur boyu bitemeyen mutsuzlugunu dile getirircesine manali..




Dalida birkac basarisiz ask seruveni sonunda bir cocuk aldirmak durumunda kalir ve bir daha anne olamayacak duruma gelir. Sonra evlenir, ancak bu kez de evlendigi kisi bunalima girer ve intihar eder….

Mutsuzluk yakasini birakmaz, ve yillar once yitirdigi sevgilisine,  kendi yasamina son vererek  kavusur. 

Monday, February 6, 2012

Fazil Say ve Evi

Turkiye Cumhuriyeti'nin 88 yillik tarihinde yetistirmis oldugu en onemli sanatcisi. Usta yorumcumuz, en uretken bestecimiz, sosyal sorumluluk bilinciyle en ucra Anadolu koylerine klasik muzigi sevdiren yegane sanatcimiz. Namik Kemal'in degisiyle, "Fikri Hur, irfani hur, vicdani hur bir sanatci"
Bir (ve belki de en iyi) Ataturk genci..

Evini sizlerle paylasiyor. :http://calismaodam.ntvmsnbc.com/fazil-say/
Imlecinizle dolasirken ayrintilara ulasabilirsiniz.

Saturday, January 28, 2012

Bir Konser...


Kimbilir kac defa buyuk bir begeniyle dinledigim Vivaldi’nin dort mevsim koncertolari artik fazla dinlenmekten eskiyip gozden dusmeye baslamisken, karsima cikan bir konser kaydiyla kulaklarimda yeniden eski ihtisamina kavusuverdi birden bire.

Nasil buyuk bir begeniyle defalarca dinledim anlatamam. Sanki daha once hic dinlememisim gibi, bir cok sesi, yeni renkleriyle yeniden gormus gibi oldum.

Daha onceki gozdem “ I Virtuozi di Roma” grubuydu. Bu kayit onlarin pabucunu dama atti.

Israel Flarmoni Orkestrasini Zubin Mehta yonetmis.  Bence gelmis gecmis en karizmatik orchestra sefleri siralamasinda ilk 10’a rahat girer (benim favorilerim; Toscanini, Furtwängler, Perevin, Karajan, Bernstein, Masur, Kubelik ve Mehta).

Koncertolarin her bolumunu ayri solistler seslendirmis. Birinci bolum, Ilkbahar’I Isaac Stern seslendiriyor. Stern’den daha once soz etmemistim. Stern, muhtemelen Nathan Milstein ve Yehudi Menuhin ile ayni klasta bir sanatci olmakla birlikte, yikilmasina karsi savasarak ayakta kalmasini sagladigi Carnegie Hall direnisi ve yetistirdigi virtuoz seviyesindeki usta ogrencileri cellist Yo-Yo Ma, Itzhak Perlman ve Pinchas Zuckerman ile taninir. Bu kayit sirasindaki ileri yasina ragmen Isaac Stern’in teknigi nefes kesecek derecede mukemmel.

Ikinci bolum Yaz’i ogrencisi Pinchas Zucerman, sonbahar’i ise Shlomo Mintz seslendirmis. Son bolum olan Kis Itzhak Perlman’in. Bu bolum gercekten muhtesem.


Bu konserin kayitlarini Youtube'dan bulup sizler icin ekledim. Ama muzik setinizden dinleyip ayni zevki tadabilmeniz icin bu CD'yi edinmenizi oneririm.

Ilk Bahar’in 1. Parcasi Allegro, neseyle uyanan bir ilk bahar sabahini isliyor ana tema. Kus civiltilari, akan derelerin sesleri ve sonra gok gurultusuyle gelen bir ilk bahar yagmuru ile birlikte gene kus civiltilariyla bitiyor birinci bolum.

Ikinci “movement” Largo (agir ve yavas tempo) bu bolumde uyuyan keciler, arka planda hisirdayan yapraklar ve dallar, havlayan bir kopek canlandiriliyor.


1.Koncertonun son kismi gene canli, neseli “Allegro” pastoral bir koy dansi.

2.Koncerto, Yaz’in 1. Parcasi biraz daha dingin bir nese ile caliniyor. Burada bunaltici sicagin verdigi rahatsizlik hissettirilmek istenmis. Sonra bir guguk kusu ardindan bir guvercin ve saka kuslarinin civiltilari duyuluyor. Once bati sonra hertaraftan esen ruzgar poyraz’a donusyor ve parcanin sonunda koylu cocugun kederli aglamasini duyuyoruz.


Bu kisimda sinek ve at sineklerinin viziltilari rahatsizlik verici derecede anlasiliyor.

Yaz temasinin son parcasi cok hizli caninan bir yaz firtinasini canlandiriyor.

Ucuncu concerto olan sonbahar’in 1. Parcasi neseli bir halk sarkisi ve dansi ile baslayip uyuyan sarhosla bitiyor

Ikinci bolumde de uyuyan sarhoslarin temasi islenmeye devam ediliyor.

Bu bolumun son parcasinda bir av temasi isleiyor sirasiyle; Av, kacan hayvan, kopek havlamalari ve silah sesleri ve yakalanarak olen hayvan.

Son concerto olan kis’in ilk bolumu ayni Yaz gibi cok hizli olmayan ama canli bir tempo ile caliniyor.  Yagan sulu kar’in dondurucu sogugu ve takiben dondurucu  firtina  hissediliyor. Soguktan kosan ve ayaklarini yere vuranlarin cikarttiklari sesler isitiliyor. Sonra ruzgar, dondurucu ruzgar ve zangir zangir titreyenlerin dislerinin sesi duyuluyor.

Agir ve yavas yavas yagan bir kis yagmuru..


Buzda temkinli ve korka korka yuruyenler, yere dusenler, kuvvetli adimla kosanlar ve sonra ruzgar, heryerden birden esen ve sonra poyraza donen deli bir ruzgar, hepsi sirasiyla anlatiliyor.








Friday, September 9, 2011

ZORBA

 

Yillar sonra bir ZORBA ziyafeti daha..

Anthony Quinn, 84 yasinda olmasina ragmen, dostu Mikis Theodorakisi kirmayarak yeniden Zorba'yi bu kez sahnede oynuyor.

Muthis bir performans.. Ne samimi bir dostluk.!
Insan seyrederken, burada bir de Nikos Kazancakis olmaliydi diyesi geliyor....


















Sunday, July 10, 2011

Bir Pazar Sabahi Surprizi..!

Bu sabah cok enteresan bir sey oldu. Paylasmadan edemeyecegim, gurur duydugum, ailece gurur duydugumuz muhtesem bir tesaduf..!

Bahcede pazar sabahi kahvaltisi keyfi yapiyor, bir taraftan kus civiltilarini diger taraftan da Toronto 96.3 Classical FM radyosunu dinliyorduk. (Ilgilenenler icin http://www.classical963fm.com/player/ )

Mozart'dan hemen sonra birden muhtesem bir gitar tinisi ile irkildim.. Tam Julian Bream caliyor diyecektim ki, akor birden ana tema olan Misket havasina donmesin mi!!!

Masada dona kaldik. Toronto'nun klasik muzik kanalinda, muthis bir klasik ispanyol gitar konseri ile Misket dinliyorduk.
Parca bitip spiker Hasan Cihat Orter'in ismini anons edince, gozlerimiz doldu..

Ne gurur verici bir tesaduf.

Sonra internetten arastirip birkac parcasini daha dinledim. Muhtesem.! Nasil daha onceden hic isitmemisim esef ettim!
Eger daha once dinlememisseniz asagidaki linkleri izlemenizi oneririm.




Ankara - Misket


Cokertme



Alli Turnam..
Buradaki teknik cok usta isi..! Bir gitar hem divan sazi hem de cura gibi nasil calinir?!!
Akil alir gibi degil.. Bravo dogrusu.

Sunday, June 26, 2011

Virtuozler

STEVE GADD
Davulun sesi uzaktan hos gelir diyerek baslamistim, bir onceki yazima. Aslina bakarsaniz, bu; davulu kimin caldigina bagli. Davulun sesi yakindan da cok hos gelebilir.
1981 yilinda Simon & Garfunkel’in  Central Park konserini TRT3 de dinlerken, “50 Ways to leave your lover” parcasindaki davul solo beni buyulemisti. Sarkinin girisinde ana temayi olusturan ve butun parca boyunca hakim olan ritm aslinda hic de alisik olmadigimiz, sarkiyla kontr calinan bir 'groove' olup ve gene sarki bittikten sonra da bir muddet daha calinarak uzaklasan bir seda ile sona eriyordu.
Iste bu parcayla basladi Steve Gadd  hayranligim.
Paul Simon @ Central Park - 1981
50 Ways to leave your lover

Parca ilk studyo kaydinin yapildigi 1975 yilinda, Amerika Listelerinde 1. Siradaki yerini Steve Gadd’in bu davul solosuyla  percinlemistir. Bu parca 2 ayri bestenin birlesimidir.  Paul Simon’in bestesi olan “50 Ways to leave your lover” ile Steve Gadd’in bestesi olan “Linear drum groove”.
Steve Gadd - Linear Drum Groove

Steve Gadd - Fast Montuno

Eskiden bir bando solo trampetcisi olan Steve Gadd’in neredeyse butun kopozisyonlarinda bu militer tini hissedilebilir.


Vinnie Colaiuta, Steve Gadd, Dave Weckl. Iste muhtesem uclu: 2 genc kalfa ve bir usta davulcu. Super bir final!! Sonuna kadar izlemenizi oneririm.


Saturday, June 18, 2011

Bir Usta Yorumcu – Bir Virtuoz – Bir Efsane

Davulun sesi uzaktan hos gelirmis. Castanetin sesi uzaktan cok daha hos gelir – adeta buyuleyicidir. Bir flamenko enstrumani olarak bilinmesine ragmen, Ispanyol bestecilerinin yazdigi klasik eserlerde genellikle geri planda sesi duyulur. Bu acidan bakildiginda, Castanet bir eslik enstrumanidir. Ama gelin gorun ki; Castanet’i arka siralarda oturarak calinmaktan kurtarip, orkestra sefinin hemen yanina solist pozisyonuna getirmis sanatcilar da vardir.

Ilk olarak Carmen de Vicente’yi izleyelim. Gunumuz Ispanyol muziginin virtuoz Castanet solistidir.


Carmen de Vicente Luis Alonso’nun La Boda’sini seslendiriyor.


Bu zarif ve yumusak karakterli hanim, hic suphe yok ki sanatinin zirvesinde usta bir yorumcu. 

Simdi ayni parcayi bir baska usta yorumcudan dinleyelim. Flamenko farkini yorumcunun konsantrasyonundan, bas ve kol hareketlerinin asabiyetinden, Castanet’inin sesinden [flamenko Castanetler erkek ve disi olmak uzere iki farkli ses tonuna sahiptir, erkek olan sol elle calinir – daha pes bir sesi vardir; disi olan sag elle calinir – daha tiz bir sesi vardir] hemen anlayacaksiniz. Butun bunlarin disinda Lucero Tena’nin orkestrayi pesine takisina dikkat ediniz.  Iste burada usta yorumcu ile virtuoz arasindaki nuans ortaya cikiyor.


Lucera Tena Luis Alonso’nun La Boda’sini seslendiriyor.


Lucero Tena Manuel de Fala'nin La vida Breve (Kisa Hayat)'sini seslendiriyor.  


1938 dogumlu bu 70lik teyzenin, gencliginde cok guzel ve cekici bir flamenko dansicisi oldugunu biliyor muydunuz? Merak edenlere asagidaki klipleri izlemelerini oneririm.




Lucero Tena ve Gabriel Moreno


Lucero Tena kendisiyle yapilan soylesilerde daima her firsatta flamenko dansi ve Castanet calmayi ogrendigi hocasi Carmen  Amaya’dan buyuk bir hayranlik ve sukranla bahseder. 1913 – 1963 yillari arasinda yasamis Barcelona’li bu efsane flamenko danscisi ile ilgili birkac linki de asagida bulacaksiniz.


Carmen Amaya - Maria de la O [Queen of the Gypsies] (1939)


Carmen Amaya – Embrujo del Fandango

Monday, June 6, 2011

Virtuozler

 Rafael Méndez



Gelmis gecmis en buyuk trompet virtuoz’u olarak kabul edilir. Oysa hayat hikayesine bakarsaniz, birakin bir konservatuar egitimi, ciddi bir egitim dahi alamamis oldugunu gorursunuz. 1906 yilinda Mexica’da festival ve mahalle konserleri veren bir muzisyen ailenin oglu olarak dunya’ya gelir. Babasi da trompet calmaktadir, dolayisiyla muzikle erken yaslarda ilgilenmeye baslar. Ilk ciddi egitimini babasindan bes yasindayken alir ve bu egitimle de aile orkestrasina katilir.




Rafael Mendez - Haydn Trumpet Concerto
Bu klip’te Rafael Mendez, bir parca trompetin tarihsel gelisimini anlatirken kendi cocukluguna da deginiyor.



Méndez aile orkestrasi 1916 yilinda gerilla lideri Pancho Villa’ya bir konser verir. Bu konser’den cok etkilenen Panco Villa, orkestraya el koyar ve orkestra uyelerini kendi gerilla kuvvetlerine katar. Diger aile uyeleri daha sonar serbest birakilsa da Rafael uzunca bir sure catismalara katilir ancak aylar sonar evine donmesine izin verilir.


Rafael Mendez-La Virgen De La Macarena

Yirmi yasinda ABD’ye tasinir. Onceleri Indiana’da celik fabrikalarinda  daha sonar da Michigan da Buick fabrikasinda daha sonra da Detroit’te Ford’ta calisir. Her iki isinde de calsitigi firmalarin orkestralarinda yer bulur. Bu arada Amor Rodriguez’le tanisir ve evlenirler.


Rafael Mendez – Paganini Moto Perpetuo
Pagani’nin keman icin bestelenmis Moto Perpetuo’sunu caliyor.
Akla ziyan bir teknik ve konsantrasyon gerektiren bu eserde Rafael’in ustaca kullandigi “double tongue” ve surekli nefesalma teknikleri, dinleyenlere sanki 5 dakika nefes alamadan caliyormus izlenimi veriyor.

1939’da MGM orkestrasina katilir ve bir cok film muziginde ve canli konserlerde yer alir. Bu arada Decca plak sirketiyle de 12 kayitlik bir anlasma imzalar. Bu donem, Rafael Mendez’in trompet solisti olarak kariyerinin zirve yaptigi donemdir.


Rafael Mendez – Ari ucusu ve Mexica Dansi
Teknige dikkat ediniz. Ozellikle 2. Parcayi tek nefesde caliyor olmasi inalilir gibi degil.



1950’lerin sonuna dogru artan nefes alma zorluklari ve kronik astim problemleriyle ugrasir  ve kendi standardlarinda trompet calmasi guclesmektedir. 1967’de Mexica’da katildigi bir baseball oyunu sirasinda kazaen yuzune carpan baseball sopasi nedeniyle ciddi olarak yaralanir. Tedavi olarak iyilesse bile astim problemleri ve bu kaza sonucu bozulan sagligi nedeniyle 1975 yilinda emekli olur. 15 Eylul 1981’de evinde hayata veda eder.


Rafael Mendez – Sarazate, Zigeunerweisen (Gypsy Aires)
Bu parca’da Rafael Mendezin ustun lirik teknigi buyuluyor.

Thursday, May 19, 2011

Virtuozler

Komple Bir Insan - David Oistrakh





"Kendisini ilk goruste sevdim. Sadece kibar, vefali ve sicak kanli bir kisi olmasi nedeniyle degil fakat ayni zamanda basit ve dahiyane yonleriyle de.. Hicbir zaman oldugundan daha farkli gorunmek, veya kendisini daha farkli ifade etmeye calismak cabasinda olmamis, kendisini samimiyetle ve baska mulhazalara meydan vermeyecek sekilde tanitmis; komple bir insandir". Iste, Yehudi Menuhin kendi otobiyografisinde meslekdasi viyolonist David Oistrakh'i bu samimi ve taskin ifadelerle tanimliyordu.



 Tchaikovsky Violin Concerto in D Major, Op. 35: 1st Movt


 Tchaikovsky Violin Concerto in D Major, Op. 35: 2nd Movt


Oistrakh'in adi ne zaman anilsa, butun viyolonistler ve hatta genel manasiyle muzisyenler arasinda nadir gorulen bir ittifak dogar. Genellikle sanatcilar arasinda sikca rastlanan kiskanclik ve cekememezlik, David Oistrakh'in adi gectiginde yerini derin bir saygiya birakir. Hatta bu gunumuzde de devam etmektedir...




Sinfonia concertante by Mozart, Oistrakh David and Igor Movt 1




Sinfonia concertante by Mozart, Oistrakh David and Igor Movt III

Dikkat: Mozart'in bu eserinde David Oistrakh Viola calmaktadir.  David Oistrakh'a ayni zamanda kendisi gibi bir Violin virtuozu olan oglu Igor Oistrakh eslik ediyor. Orkestra sefi ise gene ayni donemin bir baska violin virtuozu, dahi cocuk Sir. Yehudi Menuhin. Bence bu cok onemli tarihi bir kayit, zira boyle bir birlikteligi bu seviyeye gelmis her sanatci basaramaz, bu ancak David Oistrakh ve Yehudi Menuhinle gerceklesebilecek olaganustu bir durum.!


1908 yilinda Odessa'da dogan Oistrakh ilk viyolin derslerini 5 yasinda almaya baslamistir ve ilk solo resitalini de 1924 yilinda Odessa'da, Bach'in A Minor Koncertosuyla vermistir. 1928 yilinda Moskova'ya yerlesmis ve Moskova Konservatuari'nda ogretmenlik yapmaya baslamistir. 1937 yilinda Bruksel'de duzenlenen Eugène Ysaÿe Yarismasini kazanmistir.
David Oistrakh'in gelecek vaat eden uluslararasi kariyeri 2. Dunya Savasi ve onu takip eden soguk savas nedeniyle sekteye ugramis ve ancak 1954 yilinda yeniden onemli bir turne yapabilmistir. Japonya, ABD ve Almanya'da gerceklesen bu turne sirasinda Sovyet rejiminin titiz takibi altindadir. Subat 1954'te Del Spiegel'de yayinlanan bir elestiri yazisinda, "Stalin Odullu Ukraynali violin virtuozu, Hamburg Musikhalle'de komunist partisi'nin koruma kalkani altinda resital verdi" seklinde cikmistir. Ancak uluslar arasi sahneye bu tarihi cikis ve bunu takip eden 20 yillik surec icerisindeki diger konserler bu karizmatik muzisyenin bir viyolin virtuozu olarak taninmasini saglamistir.

Mendelssohn - Violin Concerto in E minor [Part 1/4]

Daha once, bu parcayi bir referans eseri olarak her violonistten bir kez daha dinleyecegimizden bahsetmistim.  Daha once Heifetz'den dinlediniz, simdi de David Oistrakh caliyor.
Ben hepsini dinlerken farkli zevkler aliyorum ama sanirim Oistrakh daha duyarak caliyor.!
Siz ne dersiniz?


1974 yilinda Amsterdam'da Concertgebouw orkestrasiyla verdigi bir Brahms konseri sonrasi gecirdigi bir kalp krizi nedeniyle olmustur.

David Oistrakh, Jasha Heifetz'in tam aksine, rejimin getirdigi tum zorluklara ragmen ulkesini terk etmeyerek, Sovyet Rejiminin sembolu olmus, bir milli kahraman olmustur. Birbirlerini hic sevmedikleri hatta nefret ettikleri soylenir. Londrada duzenlenen Carl Flesh Yarismasinda, David Oistrakh, Heifetz'in en iyi ogrencisi Eric Friedman'i, kendisinin juri baskanligi yaptigi  Tchaikovsky yarismasina ikna etmis, bunu duyan Heifetz, Friedman'in bu kararina siddetle karsi cikarak,"seni orada harcarlar" diyerek uyarmis fakat bu uyariyi dikkate almayan, RCA ile anlasmasi olan, Chicago, Boston ve London Symphony orkestralari ile basarili konserler vermis olan Erich Friedman  yarismaya katilmis ve uluslar arasi bir rezalete donusen yarismada birkac ogrencinin ardindan 6. olabilmistir. 
Heifetz, Sovyet rejimince ulkesini terketmesinden dolayi surekli elestirilmis, buna karsilik Heifetz de batili sanatcilara karsi Sovyetlerin takindigi on yargili tutumu hep lanetlemistir.




    





Wednesday, April 13, 2011

Amargo

Bu kez kendisini sadece muzigiyle ifade edebilen (otistik) bir cocugun video klibini paylasmak istiyorum.

Deliverance (Kurtulus) filmi ekibinin Cahulawassee Nehri'ne ulasmak icin Apalache daglarini gecerken ugradiklari bir benzin istasyonunda tamamen senaryo disi bir sahnenin filme cekilmesiyle ortaya cikmis bu klip daha sonra filme eklenmistir.

Benzin alirken, gitaristin film muzigini calmaya baslamasiyla birlikte ona banjosuyla urkek urkek cevap veren bu cocuk arasinda gecen diyalog, cocugun kontrolu ele gecirmesiyle birlikte musthis bir performansa donusur. Ancak ne yazik muzik bitince cocuk gene kendi dunyasina doner ve iletisimi koparir.

1972 yilinda tesadufen cekilen bu sahne daha sonra filme ilave edilmis ve cocugun ailesine onemli bir miktar para kazandirmistir.

Lutfen cocugun yuzundeki mutluluk ifadesine dikkat ediniz, muzigin gercekten ruhun gidasi olduguna inanacaksiniz.







Saturday, March 26, 2011

Virtuozler

Jascha Heifetz
 

Bir onceki, yazimda Nicanor Zabaleta'yi anlatirken bende iz birakmis olan iki radyo sinyal muziginden bahsetmis ve bunlardan birini, Nicanor Zabaleta'nin seslendirdigi Haendel'in Arp Koncertosu'nun linkini eklemistim. Ikincisini de bu yazimda anlatacagimi soylemistim. 

Aslina bakarsaniz; bu parcayi bir referans eseri olarak bundan sonraki uc yazimda da kullanacagim. Zira, keman icin yazilmis en romantik ve en cok seslendirilmis parcalardan biri oldugunu dusunuyorum. 

TRT Radyolarinin sasaali doneminde asagi yukari her klasik muzik programinda duydugum bir anons bende daima su uc sanatciyi tanima meraki uyandirmistir: "Solist Alfred Brendel", "Solist David Oistrakh" ya da "Solist Jascha Heifetz"... En cok duydugum isim, Jacha Heifetz (Yasa Hayfets)'in ismidir.

Muhtemelen, Niccolo Paganini'den beri keman calma konusunda bu denli ust duzey bir mukemmeliyete ulasmis ve keman calma standardlarini yeniden duzenlemis bir baska viyolonist daha gelmemistir. Keman icin soylenebilecek tek sey vardir; Heifetz oncesi ve sonrasi. Heifetz, klasik muzikte keman icin bir miladtir. 

Heifetz 1901'de dogmus ve keman calmaya 2 yasinda baslamis. Ilk keman derslerini babasindan almis. Genellikle bu durum butun virtuozlerin ve hatta bestecilerin hayatinda karsimiza cikan bir gercektir. Genellikle "Neden bizde de bir Bach cikmaz?" diye hayiflaniriz. Halbuki Bach'in babasinin da en az J.S. Bach kadar iyi bir besteci oldugunu bilmeyiz. Bu nedenle vurgulamak istedigim bir husus da, baba meslegini  devam ettirmek, evi okul haline getirmek demektir ki bu da basariyi getiren en birinci husus olmalidir. Heifetz'in inanilmaz emek ve basarilarla dolu yasamini ansiklopedik bilgi olarak internetten bulmak mumkun, bu nedenle bu detaya pek girmek istemiyorum. 

20. yy  Heifetz'le birlikte asagi yukari ayni kalibrede uc keman virtuozunu daha yetistirmistir. Bunlar David Oistrakh, Yehudi Menuhin ve Isaac Stern'dir. Dikkate deger bir diger nokta da bu her dort virtuozun de birer Rus Yahudisi olmalaridir. Her birini ilerki yazilarimda mukayeseli olarak anlatmaya ve caldiklari ayni parcalardan ornekler vermeye calisacagim. Burada birini digerinden ustun gosterme gibi bir caba icinde olmaktan ziyade, bu seviyeye erismis bu usta sanatcilarin kisilikleriyle paralel olarak nasil ton ve yorum farkliliklari gosterdigine dikkat cekip, bundan keyif almanizi arzu etmemdir. 


Heifetz'in videolarini izlerken durusuna, basinin hareketsizligine, mimiklerine, vucudunu dengeleyisine, yayi tutan kolunun yuksekligine ve yay teknigine dikkatinizi cekerim. Bundan boyle butun viyolonistleri Heifetz ile kiyaslayacak ve parcalari calarken ne kadar zorlandiklarini anlayacaksiniz. Suphe yok ki Heifetz'in elinde en zor parcalar sanki cok kolaymis intibahi uyandirir. Heifetz parcalarini yorumlarken, yuksek tekniginden hic odun vermeyen belki bu arada bir parca romantizmi iskalayan bir yorumcu olarak da elestirilir. Kimbilir belki de bu durum, digerlerinin o teknige erisemedikleri icin parcaya ilave ettikleri asiri dramatizmden de kaynaklaniyor olabilir.

Jascha Heifetz, duzenlemesini kendisine ait olan Grigoraş Dinicu'ya ait bir cigan muzigi yorumluyor: 
Hora Staccato. Bu parcayi izlerken, Heifetz'in yaya olan hakimiyeti sizi buyuleyecek!

DIKKAT, Heifetz Paganini yorumluyor. Paganini'nin, kaprislerini sadece kendisinin yorumlayabilecegi teknik tuzaklar icerecek sekilde besteledigi bilinir. Ama bakin Heifetz sanki okul sarkisi calar gibi rahat.! Yay teknigi ve pizzicatolari muhtesem. Paganini Caprice #24 



Heifetz herbiri pahabicilmez degerde olan; 1714 Dolphin Stradivarius,  1731 "Piel" Stradivarius,  1736 Carlo Tononi, ve 1742  Guarnieri del Gesu yapimi kemanlara sahipti. Konserlerinde daha ziyade 1742 Guarnieri'sini ses tinisini daha begendigi icin tercih ettigi bilinir.  

Heifetz, sag omuzundan 1972'de gecirdigi bir ameliyat nedeniyle, ozel yasaminda olumune dek keman calmaya devam edebilmis olsa dahi konser ve plak kaydi performanslarina son vermek durumunda kalmistir. 

Aralik 1987'de Los Angeles'ta olmustur.